www.aksam.com.tr
20 Ocak 2004
Deniz Gökçe / Balık mı verelim yoksa olta mı?
Bu köşe birkaç gün pancar konusuna eğilecek. Bunu Türkiye'deki pancar üreticileri kendileri istediler, yüzlerce faks mesajı (çoğunluğu küfür ve hakaret içeren) göndererek konuya nasıl baktıklarını açıkça ortaya koydular. Bu durumda bize de farklı bakış açılarını göstermek düştü.
Konuya bir okur mektubunu bu köşeye alarak duhul etmiştik. Bu okur pancar fiyatının devlet tarafından belirlenmesi nedeni ile katma değer kelimesinin anlamsızlaştığını, çünkü katma değerin devletin düşük destek fiyatı belirlemesi ile ortadan kalkacağını basit bir mantık olarak vurguluyordu. Biz de bu fikri gündeme getiren mektubu destekledik. Binlerce küfür yağdı. Bazıları gerçekten çok üzücü, biri de 'Siz orada elinizde viski ve puro ile Laila, Raina'ya gezerken' diye yazmış, Deniz Gökçe, sigara, puro içmez, içki de sevmez, viski de kullanmaz, Laila, Raina'ya ise hiç gitmez. Ama kitap okur, yazı yazar ve dünyayı inceler. Ayrıca tarımı da yakından bilir. Çünkü bir tarım ailesinden gelir. Rahmetli babam Gaziantep Araban'da dededen kalma tarlada, kendisi emekli olduktan sonra, tam yetmiş yaşında tarımda değişim ajanı olmaya soyunmuştu. Köhne Fiat 124 arabasına atlayıp Gaziantep'ten Kayseri Devlet Çiftliği'ne gitmiş, elinde Araban'daki toprağın özellikleri ile oradaki ziraat mühendislerini bulmuş, ıslah edilmiş arpa tohumları almış ve geri döndüğü Araban'da nerede ise iki misli ürün alınca da onun arpaları tüm köyün tohumluğu haline gelmiş, seksen yaşında şöhret kazanmıştı. 86 yaşında vefat edene kadar da köyde yattı kalktı, toprak ile uğraştı. Bizim aile tarımı bilir dostlar!
Bu ülke yıllardır güya tarım reformu yapacak, tarımın yapısını değiştirecek, verimliliği artıracak ve insanları tarımdan sanayi kesimine aktaracak. Ama bunu beceremedi. Ama kandırmacayı becerdi! Bugün tarım bu ülke nüfusunun yüzde 35-40 arasında bir kesimini istihdam ediyor, toplam üretimin yüzde 13 kadarını üretiyor. Bu rakamlar, sektörde verimlilik çok düşük demek, rekabet gücü yok demek! Tabii ki tarım nüfusu (büyük toprak sahipleri hariç) bu ülkenin en düşük gelirli, en az sağlık ve eğitim gibi hizmetler götürülen fakir sektörü. Tarım kayıt dışılığı açısından da en çok kayıt dışı olan sektörlerden biri. Ancak tarım nüfusunun bu kadar fazla olması popülist siyasetçinin tarım sektörünün ağzına seçimden önce bal çalıp seçim sonrası, gübre fiyatı ile, mazot fiyatı ile ve artan enflasyon ile kısa bir süre sonra verdiğini külliyen geri alması gibi, oldukça komik, popülist bir sisteme abone olmasını getirmiş. Ülkemizde yüksek destek fiyatı sonucu zaman zaman fındık dağları, tütün dağları, zeytinyağı dağları, pancar dağları oluşur. Yani Cumhuriyet döneminin büyük kısmı tarım konusunda ve tarım insanı açısından hiçbir şey yapılmayan, tarım insanlarına olta verilip balık tutması öğretileceğine, sadece balık verilip kısa vadeci yaklaşımlarla uyutulması ile geçmiş. Bunun sonucu düşük verimlilik, azalan rekabet gücü ve büyük bütçe açıkları ve krizler olmuş. Bunları kimse inkar edemez.
Tabii işin bir de dış ticaret, ithalat, ihracat bacağı var. Korumacılık dünyada yaygın! Kim yapıyor korumacılığı? Korumacılık kime yarıyor? Tarıma yarar mı? Bu konu anlaşılmadan pancar tartışılamaz.
Aşağıda 2003 yılı itibarıyla dünya verileri var. Jagdish Bhagwati, dünyada dış ticaret uzmanı olan bir Hint vatandaşıdır. 1994 yılı başında yani yeni yazdığı bir makalede dünyadaki ortalama koruma oranlarını veriyor. Zengin ülkeler ile fakir ülkeler arasındaki bir korumacılık karşılaştırılması yapıldığı zaman gerçek şu: Fakir gelişen ülkeler dış ticaretten en fazla faydalanacak ülkeler olmalarına rağmen, en çok korumacılık zengin ülkelerde değil, sanayi ürünleri, emek yoğun ürünler (tekstil ve konfeksiyon) ve tarım ürünleri dahil olmak üzere tüm ürünlerde, gelişen ülkelerde daha fazladır. Zengin ülkelerde ortalama gümrük tarifesi oranı yüzde 3 civarındadır. Gelişen ülkelerde ise bu yüzde 13 civarındadır. Tarım ürünleri göz önüne alınırsa bu ürünlerde koruma ABD'de yüzde 12 civarındadır. En kötü olan ülkelerde ise mesela Hindistan'da yüzde 112 düzeyine varır. Zengin ülkelerde tarıma 300 milyar dolar verildiğinin de mutlak rakam olarak bir anlamı yoktur. ABD yılda 300 milyar dolar destek öder ama onun GSMH oranı olarak bu rakam inanılmaz oranda küçüktür. AB bütçesinin kabaca yarısı tarım desteğine gider diye düşünen de yanılmaktadır. Bu rakam Brüksel bütçesinin yarısıdır. 15 ülkenin GSMH büyüklüğüne oranla, son derece küçük bir rakamdır.
Peki, korumacılık ve tarımda korumacılık bizim gibi ülkelere yarar mı? Bu da yarın!
Ana Sayfa
Geri
© 1997-2001 Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.