Salı
20 Ocak 2004 
 

 
 
Şakir Süter
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Yalçın Pekşen
Nuray Başaran
Oya Berberoğlu
Zülfikar Doğan
Zeynep Atikkan
Güler Kömürcü
Ahmet Tan
Burhan Ayeri
İsmail Küçükkaya
Ersan Özer
Bölge
A.Nedim Atilla
Mustafa Bayraktar
Ramazan Güntay
Spor
Turgay Renklikurt
Ömer Ural
Ferdi Leflef
Ersan Özer

 
ersan@itiraf.com
 
Abidin bizi meşgul etme

Popstar giderek keyifli hale geliyor. Bayhan ve Firdevs'in birer Televole peygamberi olduğu ortaya çıkınca şenlik ateşinin alevleri daha bir büyüdü, karşı kıyıdan görülecek yüksekliğe ulaştı.

Bugüne kadar sahnede kalmayı başaran garibim Abidin'in tez elden Savaş Ay'ın uzattığı mikrofona, 'Çişim geldi' demesi lazım. Yoksa hali perişan. Bu siyah-beyazlık kesin, kırmızı odada, 'Kendine iyi bak' şarkısını zırıl zırıl dinlemesine sebep olacak.

Üstelik geriye iki kişi kaldığı için Bayhan'ın arabeskli sesi daha bir duyulacak. O zaman da tabii ağla babam ağla. Abidin bir ay kendine gelemeyecek.

E be güzel kardeşim, madem çıkın kirli değil, hangi cesaretle önümüze geldin?

Ne eline insan kanı bulaşmış ne de tatil beldelerinde dansözlük yapmışsın. Bak 'Ben Evleniyorum'a katılanların bile neleri çıkıyor.

Sen git yine tavernada, barda şarkı söyle. Bizi de meşgul etme.

Lütfen. Mümkünse.

Bir beceriksizlik anıtı

Ali Atıf Bir, Taylan Biraderler'in Okul filmi için kötü diye yazdı, Savaş Ay da ateş püskürdü.

O kadar emek harcanmışmış, böyle yazmak tam bir sorumsuzluk örneğiymiş, Hoca ayıp etmişmiş.

Okul kötü değil, acayip kötü bir film. Görsel olarak birkaç numara var ama hikaye, oyunculuk rezalet. İçerdiği cıvık cıvık mizah sinemanın tavanından üzerinize damlıyor.

Senaristin var, kameran var, oyuncun var. Sinan Çetin'in ayaklarınızın altına serdiği türlü imkanı beceriksizce har vurup harman savurduysanız yaptığınız işe ben niye kötü demiyeyim ki?

O dört tane efekte harcanan zamanı senaryoya kafa patlatmak için kullansalardı ortaya belki, oy oy oy ara olsa da çıksam, ay ay ay ara bitti, gene salona giriyorumluk bir film çıkmazdı.

Yönetmenler bir röportajda, 'Bu film iş yapmazsa artık yapımcılar böyle filmlere para yatırmaz' demişti.

Çok mersi.

Kehanetinizin gerçekleşmesi için üzerinize düşen görevi layıkıyla yerine getirdiniz.

Hadi şimdi gidip uyduruk televizyon dizilerinde yönetmencilik oynamaya devam edin.

Sivas gibi bir ilimizde

Geçen hafta Ahmet Vardar için bir yazı yazmıştım. Hani Sivaslı bir okuru, 'Sinbad filminin afişinde Brad Pitt, Catherine Zeta-Jones gibi isimler yazıyordu ama filme girdiğimizde gördük ki hiçbiri yok. Kandırıldık!' diyerek bir sinemayı şikayet etmişti.

Ahmet Vardar da bunun üzerine ünlü şaplağıyla sinema müdürünün ensesini kıpkırmızı yapmıştı.

Ben de öyle değil asıl böyle deyip, 'Yahu animasyon fimlerinde karakterler ünlü isimlere seslendirilir. Bu da tabii ki afişe yazılır. Bir köşe yazarı, bir gazeteci bunu nasıl bilmez' diyerek karşı şaplağı çakmıştım.

Ahmet Vardar düzeltmeyi yaptı. Sağolsun. Fakat bu sefer de yazının sonuna şaplak olmasa da bir fiske koyarak: 'Sivas gibi bir ilimizde o afişi görenler tabii öyle sanır.'

Abi... Abicim... Ahmet Abi. Ahmet Vardar Abi. Unuttun galiba. Sen o yazıyı İstanbul gibi bir ilimizde yazmıştın. Şimdi Sivaslılar'ı küçümsemenin ne alemi var?

Onu hatırlatayım dedim.

Naçizane.

 
 
YAŞAM
CUMARTESİ
KAPRİS
AKŞAM-LIK