
|
|
|
Terim ve Consiglieri
Pazar akşamı 'Tele Gol' programına katılan Fatih Terim, Ahmet Çakar'ı bile hayretler içerisine sürükleyen bir performans sergiledi. Terim, sorulara duygularını katmadan cevap verdi. Konuşurken kelimeleri, mayınlı arazide yürüyormuşcasına özenle seçti. Tercihlerinin nedenlerini içtenlikle açıklarken hatalı olabileceğini ama tercihleri doğrultusunda '..Gerekirse gerekeni yapacağını' açıkladı.
Doğrusu bu Terim'i TV'de izlerken, nedendir bilinmez bilinçaltımızda yatan bir film sahnesi birden bilinç düzeyimize çıkıverdi. Baba filminin o sahnesinde Don Corleone oğlu öldürülmesine rağmen, oğlunu öldüren rakip çete liderleriyle buluşup; duygularla değil, işin gereği ile hareket edilmesini, talep ediyordu. Ahmet Çakar'ın bubi tuzağı kadar masum görüntülü ama tahripkar sorularını Terim cevaplarken, sanki Don Corleone'nin gençliğini oynuyor gibiydi. Veya bize öyle geldi.
Terim'in 'organize bir altından halı çekme operasyonu' ile karşı karşıya olduğu; iki eski Galatasaray Başkan gafı, Tigana sızdırması ve bir kesim medya yaklaşım tarzıyla açık seçik ortaya çıkmış durumda. Terim, bu olgunun farkında ve onu kendi lehine fırsat haline getirme uğraşında. Kadro harekatı yapıp kendi sepetindeki çürük elmaları temizlemek isteyişinin gerisinde o var. Ancak bunu halı çekiciler de biliyor ve engel olmak istiyor. Yeni stratejisi gereği Terim bir Cobra kadar sakin ama bir o kadar da acımasız bir beklenti sergiliyorsa, nedeni bu.
Terim, programın bir yerinde kısık bir ses tonuyla 'Biz de deftere yazıyoruz' derken, gözleri 'biraz daha zaman' talep eder gibiydi. Size bir şey söyleyeyim mi? Yeni Terim ya İtalya'da çok şey öğrenmiş veya kendine olağanüstü bir 'Consiglieri' bulmuş. Anlayacağınız bu filmin finaline yürek dayanmayacak. Bekleyin göreceksiniz.
NOT: Consiglieri mafya liderinin görünmez stratejisti, ikinci beyni demektir.
Günün sözü
Her başarı kendi katiliyle beraber gelir.
Merak ediyoruz
Konu Galatasaray'dan açılmışken devam edelim.. 23 Ocak 2004 tarihli Sabah'ta Yavuz Semerci diyor ki; '..Galatasaray 14 Şubat 2002'de kurduğu şirketin %16'sını halka açtı ve 21 milyon dolar gelir elde etti. Galatasaray yöneticilerinin yüzü güldü, kulübü sıkıştıran borçların bir kısmı ödendi, gün kurtarıldı. Geçen yıl nimet paylaşımına dayalı bu halka arz nedeniyle Galatasaray 29 trilyon 448 milyar lira temettü dağıttı. Bu yıl içinde dağıtılacak temettü miktarının 35 trilyon lirayı bulması bekleniyor. Dağıtılan karın %62.9'u kulübe, %21'i AIG denen ortağı, %16'sı ise borsa yatırımcısına gidiyor. Yani, Galatasaray 21 milyon dolar elde etmek için, iki yıl içinde 46 milyon dolar kar dağıtacak. Karın %37'si olan yaklaşık 17 milyon dolar, borsa yatırımcısı ve AIG'e verilecek ve bu yıllarca devam edecek. On yılın sonunda görülecek ki Galatasaray 21 milyon dolar kaynak için, 100 milyon dolar bir bedel ödemiş... Galatasaraylı değilim ama kulübü borç batağına sokan, geleceğini karartanların desteklenmesini 'akılla' açıklamayı mümkün görmüyorum.'
Gelelim işin trajik tarafına: Daha dün bu kulübü batağa sokanlar, bugün Terim'i 'kulübü batırıyor' diye çarmıha germek istiyorlar. Kimse de, erkek mart kedisi örneği hem eden hem bağıran bu vicdansızlara 'dur' demiyor.
Galatasaray töresine, ne zaman ve kimler tarafından 'Kendi duyunu umumiyeci'lerini kollama ve saklama maddesi eklendi, yaman merak ediyoruz.
Vay anasını, şirketleşmişler!
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin, insanın duyduğunda tüylerini diken diken eden tespitlerini Hürriyet'ten Esat Yılmaer ve Serdar Uluer'e şöyle açıklıyor.
'..Farklı kulüplerdeki tribün liderlerinin birleşip, sektör oluşturarak şirket kurduklarını belgeledik. Örneğin, Mecidiyeköy'de üç büyük kulüp amigolarının bir şirketi var. Para karşılığı her takımı gidip destekliyorlar. Hatta öyle zaman oluyor ki birbirleriyle bile olan maçlarda menfaat karşılığı tezahürat yapabiliyorlar. Bu kişiler kulüp ve yöneticilerden para alıyor. Bilet alıp onları karaborsa satıyor ve rant elde ediyorlar. Bu yüzden yönetici, futbolcu, teknik adam üstünde baskı uygulayabiliyorlar... Bunlar saptanmış vakalar'
Sayın Mehmet Ali Şahin'in dile getirdiği işler akıllara zarar suç hüviyetinde. Üstelik Devlet'in organlarınca tespit edilmiş. Bizim yıllardır yazıp çizdiğimiz bu gerçekleri en nihayet Devlet'in açıkça dile getirmeye başlamış olması sevindirici ama inandırıcı değil.
Mesela diyoruz; şöyle canlı manlı bir şekilde operasyon düzenlenip de yöneticisinden futbolcusuna, futbolcusundan çetecisine varıncaya kadar ilgililerin üzerine bir gidilebilse... Ama ne yazık ki bazıları, bu tip operasyonları da soysuzlaştırdı. Sonu fos çıkıyor. Öfffff...!
|
|
|
|
|
|
|